Yazılımcı Salısı’nda bu hafta yazılımı bir yaşam tarzı haline getirmiş bir yazılımcı var aramızda. Burak Tungut 12 yaşından bu yana kadar yazılımın içerisinde bulunmuş ve bunu bir keyif haline getirmiş. Burak’ a sizler için sorduk Burak da sizler için cevapladı.

Hdteknohaber: Merhabalar Burak. Bize öncelikle biraz kendinden bahseder misin?

Burak Tungut: Ben Burak TUNGUT. 12 yaşımdan beri yazılım ile ilgileniyorum. İlk Delphi ile gözümü açtım. O zamanlar sadece Form App’ler geliştiriyordum. Ardından internetin yaygınlaşması ile Classic Asp’ye biraz merak saldım. Windows XP yeni çıkmıştı bu yüzden gözlerimi IIS 5 ile açmıştım. PWS kullanmadım desem yeridir 🙂

Lise öğrenimim boyunca freelance işler alıp onlar ile uğraşıyordum. Bir yandan da Microsoft’un yazılım yarışmalarına katılıyordum. Derken liseden mezun olup Süleyman Demirel Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümüne başladım.

Pek tabi 12 yaşında büyük bir zevk ile bu sektöre adım atınca önümdeki tek hedefim Bilgisayar ya da Yazılım Müh. Okumak olmuştu. Birinci sınıf dahil tüm yaz tatillerimi İstanbul’da çeşitli yazılım firmalarında çalışarak geçirdim. Açıkçası ekmeğini fazlasıyla yiyorum. Ama uzun zamandır yaz tatili yapamamanın üzüntüsünü de yaşamıyor değilim 🙂

Üniversite hayatım boyunca ise birçok proje geliştirdim. Gerek freelance, gerek open-source olarak paylaştığım gerekse akademik amaçlı yaptığım. Yine üniversitenin ikinci sınıfında ise Algoritma ve Programlama Mantığı adında bir kitap yazdım. Geçtiğimiz günlerde 4. Baskısı çıktı. Yazılım sektörüne atılmak isteyen arkadaşlara kitabı önermeden geçmeyeyim 🙂

Şimdi ise Türkiye’nin lider istihdam sağlama platformu Yazılım Geliştirme Uzmanı olarak çalışıyorum. Bir yandan open-source projeler geliştirmeye ise devam ediyor ve elimden geldiğince teknik bloklar yazmaya çalışıyorum.

Hdteknohaber: Baya küçük yaşlarda bu sektöre adım atmışsın. Peki şuanda hangi sektörde çalışıyorsun?

Burak Tungut: Yazılım sektöründe çalışıyorum. Şu anda çalıştığım firma sadece yazılım üreten bir firma değil, fakat online ortamlarda hizmet verdiğimiz ve IT departmanında çalıştığım için Yazılım sektörü dememde bir sakınca yok diye düşünüyorum 🙂

Hdteknohaber: Bu sektörde güncel olarak hangi teknolojileri kullanıyorsun?

Burak Tungut: Genel olarak Microsoft teknolojilerini tercih ediyoruz. Asp.Net, MVC, Web API’ı ve daha bir çok .Net platformu üzerinde çalışan teknolojileri sayabilirim. Bunun yanı sıra Redis, Elasticsearch ve RavenDB kullandığımız ürünlerimiz mevcut. Yakında başka teknolojilerde eklenecek. Online hizmet verdiğimiz için jQuery, JavaScript, TypeScript gibi teknolojileri de saymadan geçmeyeyim.

Hdteknohaber: Çok çeşitli teknolojiler kullanmışsın. Peki, bu teknolojileri kullanırken hangi kaynaklardan faydalanırsın?

Burak Tungut: Şüphesiz en büyük dostlarım Google ve Stackoverflow. Bunun haricinde MSDN ve open-source olarak paylaşılmış olan .Net source’u da ara sıra inceliyorum. Bazen .Net’in derinliklerine inmemiz gereken durumlar ile karşılaşabiliyoruz. Source code’un açık olması büyük bir avantaj sağlıyor bu konuda.

Onun haricinde profesyonel olarak yıllarca sektörde emeği geçen birçok kişiyi ve çalışmalarını yakından takip ediyorum. Bunları görmek isteyen arkadaşlar Twitter hesabımda takip ettiğim kişilere bakabilirler.

Şirkette beraber çalıştığımız üstatlarımı da unutmamak gerek tabi. Hem yazılım tarafında hem sistem ve veri yönetimi tarafında çalışan her çalışma arkadaşımdan olabildiğince yararlanmaya çalışıyorum. Bu bazen bir kahve molası, bazen öğle yemeklerinde olabiliyor. Hatta tam işin ortasındayken “Ya şu Redis clustering’i biraz anlatabilir misin”? şeklindeki rahatsız edişlerimde meşhurdur 🙂

Hdteknohaber: Çalışma ortamında yakın ilişkiler motivasyonunu da etkiliyordur tabi. Peki, sence bir yazılımcı bir teknoloji üzerine mi uzmanlaşmalı, yoksa birden fazla teknoloji üzerinde fikir sahibi mi olmalıdır?

Burak Tungut: Bu konuda eminim birçok meslektaşım farklı yorumlarda bulunacaklardır. Benim görüşüm tıpkı soruda olduğu gibi bir ya da bir kaç teknolojide uzmanlaşıp bunun yanına başka teknolojilerin, dillerin eklenmesi yönünde.

5-10 tane farklı teknoloji üzerine uzmanlaşma konusunu ise samimi ve gerçekçi bulmuyorum. Bazen böyle düşüncelere kapıldığımız olmuyor değil. Fakat .Net ile yazılım geliştiren birinin Web API’da uzmanlaşması yanına da MongoDB ve Cassandra’yı meze olarak koyması kadar normal bir şey olamaz.

Gel gelelim Ruby ile yazılım geliştirip hobi olarak Matlab’de görüntü işleme yapan tanıdıklarımda yok değil 🙂 Bu tamamıyla kişisel bir karar. Ama bahsettiğim bu üstadım 40 yaşında olmasına rağmen Matlab’de Ruby kadar uzmanlaşacak zaman ayırabileceğini düşünmüyorum.

Hdteknohaber: İki tarafa da bir göz kırpıyorsun sanki. Ancak dediklerinde çok doğru ne kadar bir konuda tecrübeli olsan da hiç olmazsa yan ürünler konusunda da fikir sahibi olmalısın. Teknolojiyi magazin olarak takip eder misin peki? Takipte olduğun siteler nelerdir?

Burak Tungut: Yazılım haricindeki teknolojilerde takip ederim elimden geldiğince. Fakat özellikle RSS feed’lerini aldığım ya da düzenli girip takip ettiğim bir teknoloji sitesi yok. Elimden geldiğince Facebook‘ta ki gönderilerden, Twitter‘da ki takiplerim ya da retweet’lerden bu açığımı kapatıyorum.

Fakat chip.com.tr ve donanimhaber.com’un yaptığı review’leri sevdiğimi söyleyebilirim.

Hdteknohaber: Bunlar uzak da olsa yine sektörle ilgili şeyler. Peki kendini teknik anlamda geliştirmek için neler yaparsın?

Burak Tungut: Genelde gün içinde ilgimi çeken makale ya da tartışmaların linkini trello.com’da tuttuğum To-Do listeme eklerim. Gün içinde boş vakit buldukça bu listeyi eritmeye çalışırım. Eğer çok çok ilgimi çekiyorsa elimdeki işi bırakıp direk okuduğum makaleler çok olmuştur.

Her ne kadar şu aralar biraz düzenimi değiştirmiş olsam da genelde 22.00 – 01.00 saatleri arasında teknik makaleler okurum. Geceleri çok daha iyi çalışabildiğimi hep söylemişimdir 🙂 Eğer ilgimi çeken konular olursa ve üşenmesem bir de kendim makale yazar, kendi bloğumda yayınlarım.

Hdteknohaber: Peki biraz geleceği tahmin etmeye ne dersin? Sence Türkiye’de gelecekte hangi alanlar popüler olacak?

Burak Tungut: Çok klasik bir cevap olabilir ama Data Minning (Veri Madenciliği), Machine Learning (Makine Öğrenmesi) ve Artificial Intelligence (Yapay Zekâ) konularının önünü açık görüyorum. Türkiye bu noktada geri kaldı bile diyebiliriz. Okuduğum bazı kitaplarda 80’li yıllarda dahi insanların yaptığı alışverişlerden tavsiye algoritmalarını kullanarak önerilerde bulunan çalışmalar mevcut. Gel gelelim Türkiye’de bunları yeni yeni görmeye başladık. Bunu birazda elimizde yeterli verinin bulunmamasına bağlıyorum. Ülkemizde birçok sektörde hizmet veren firmalar artık bu verileri daha anlamlı hale getirmeye çalışıyor. Buna şu anda çalıştığım firmada dâhil. Pek yakında çok güzel çalışmaların gün yüzüne çıkıp son kullanıcılar ile buluşacağını düşünüyorum.

Benim daha çok ilgimi çeken diğer bir nokta ise Türkiye’de ki yazılım geliştiren firmaların proje yönetim yöntemlerini modernize ediyor olmaları. Özellikle yıllardır hizmet veren firma ve projelerden bahsediyorsak spagetti kodlar ile karşılaşmamak ne mümkün. Bunun bir nedeni ise ağır bir eleştiride olsa yazılımın yıllardır firma patronları tarafından kasaptan et alır gibi üretilmesinin istenmesi. Halen devam etmiyor mu? Eminim devam ediyordur. Ama bu konuda Türkiye’nin değişiyor ve gelişiyor olduğunu söylemezsek ayıp etmiş oluruz.

Hdteknohaber: Bu noktada bazı sıkıntılar var sanki. Verdiğin cevaba bakınca sanki ülkemizde sıkıntılı bir şeyler var. Sence Türkiye’de yazılım sektörünün eksileri sıkıntıları neler olabilir?

Burak Tungut: Aslında bu konuya bir önceki cevabımda biraz değindim. En büyük eksikliklerden biri az önce söylediğim yazılım geliştirmenin kasaptan et almak gibi görülmesine benzetmem. Yine arkasında yatan kısıtlı zamanda hızlı sonuç istenen projeler. Düzgün analiz yapılmaması, test süreçlerinin yanlış olması da eksiler arasına eklenebilir. Risk analizlerinin yapılmamış ve kriz ortamında nasıl aksiyonlar alınacağının belirlenmemesi.

Daha da belirgin bir örnek verecek olursam müşterinin bakım / yeniden düzenleme gibi işleri gereksiz görmesi. Bu çoğu zaman çalışan bir projeyi ve son kullanıcıyı etkilemese de hata düzeltmeleri ya da yeni ekleme yapılması noktasında ciddi gayret artışlarına neden olabiliyor. Ülkece herkesi yeniden düzenleme sevmeye ve yapmaya davet ediyorum 🙂

Hdteknohaber: Peki, yazılım temalı etkinlikleri Türkiye’de yeterli buluyor musun? Takip ettiğin etkinlikler var mıdır?

Burak Tungut: “Yeterince” nin kararını verebileceğimi düşünmüyorum. Diğer ülkelerde yapılan etkinlikleri ülkemizin yüz ölçümüne ya da sektörde çalışan insan sayısına göre oranlamak sanırım acımasızca olacaktır. Bunu etkileyen o kadar faktör var ki.

Lakin meetup.com’u yakından takip etmelerini herkese öneririm. Gerçekten güzel etkinlikler paylaşılıyor. Önümüzdeki günlerde Amazon Cloud ile ilgili bir etkinliğe katılacağım. Şu aralar direkt yazılım ile alakalı etkinlik ve gelişmelerden çok sistem ve veri tarafındaki etkinliklere gözümü dikmiş durumdayım. Farklı teknolojileri görmek vizyon açısından faydalı olabiliyor.

Hdteknohaber: Bir de işin akademi tarafı var. Sence akademik eğitimin sektöre katkısı ne oranda?

Burak Tungut: Azımsamak yanlış olacaktır fakat yazılım alanında kariyer planı yapıyorsanız Bilgisayar, Yazılım ya da Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümlerinin verdiği eğitimler yeterli olmuyor. Ancak üniversitede ciddi bir algoritma, veri yapıları bilgisinin aşılanmasını zorunlu olarak görüyorum. Böyle düşünmemin nedeni ise diller, teknolojiler sonradan öğrenilebilir. Önemli olan sağlam bir altyapının oluşturulmasını sağlamak gerekir. Buna bilgisayar mimarileri ve assembly de dâhil. Hiç kimse yüksek seviyeli diller üzerinde çalışan insanlardan assembly ya da CPU mimarisini bilmesini beklemez. Fakat kaliteli ve iyi bir iş çıkarılması isteniyorsa kendi düşüncem bu konular hakkında en azından bilgi sahibi olunması yönünde.

Yine veri yapıları ve optimizasyon algoritmaları içinde aynı şeyi söyleyebiliriz. Short, unsigned int, int gibi tiplerin farklarını ya da reference-value tiplerin nasıl ve nerede ne gibi allocation’ lar yaptığı bilinmeden geliştirilen yazılım gerek maliyet gerek yeniden kullanılabilirlik açısından daima geri düşecektir. Bu nedenle mühendislik eğitiminin önemli olduğunu söyleyebilirim. Ama üniversitedeki arkadaşlardan “Hocam .net mi ? Java mı”? gibi soruları duyuyor olmak üzücü. Onun yerine böyle konuları tartışıyor olmalarını beklerim.

Hdteknohaber: Burak gerçekten çok değerli düşünceler paylaştın. Son olarak okuyucularımız arasında gelecekte meslektaşlarımız olacaklara tavsiyelerin nelerdir?

Burak Tungut: Boş durmamaları. Her anı, her bilgiyi ve kişiyi sürekli değerlendirmeleri gerekir. Bunu yaparken hayattan kendilerini koparmamaları, sosyal olmaları en büyük tavsiyem olacaktır. En önemlisi de uzun süreli (2-3 ay) ve verimli stajlar yaparak sektöre erken girmeleri. Bu onlara teknik bilgilerin yanında yazılım geliştirme süreçleri hakkında da bilgi sahibi olmalarını sağlayacaktır. Herkes bireysel olarak harikalar yaratabilir. Ama bunu bir takım içerisinde yapmak herkes için kolay değildir. Bunu erkenden görüp, kendilerini ve çevreyi tanımaları, üniversiteden mezun olduklarında sudan çıkmış balığa dönmemeleri konusunda yardımcı olacaktır.

Kendim hakkımda burada bir örnek vermek isterim. Amacım değerli üniversiteli arkadaşları teşvik edebilmek tamamıyla. Yaz tatillerini düşünmesinler ya da kısa tutsunlar. Birinci sınıf dahi olsalar Şubat, Mart aylarında staj yapacak güzel yerler bulmaya çalışsınlar. Bilgiye aç olduklarını göstersin ve farklı teknolojiler kullanan yerleri görmeye çalışsınlar. 4-5 senenin sonunda emin olsunlar ki nasıl bir yerde ve ne gibi teknolojiler kullanarak çalışmak istediklerini belirlemiş olacaklar. Gülerek, eğlenerek ve severek çalışmak için bunu yapmaları şart. Ben yaptım. Çokta mutluyum 🙂

Bu güzel fikirleri için Burak Tungut’a Hdteknohaber ailesi olarak okuyucularımız adına da teşekkür ediyoruz. Bir başka röportajda yeniden görüşmek üzere.

1 YORUM

  1. Çok başarılı bir röport olmuş tebrikler . “hocam java mı .net mi ” satırı ve öncesinde yapılan açıklama benim çok dikkatimi çekti açıkcası . Daha üniversite 1 de ilk olarak öğretilen dili, resmen ezberletiyorlar bize syntax ından tutun kütüphanelerine kadar sonra bizde bir projeyi bir sorunu görünce, o dil üzerinden nasıl yapılır acaba diye düşünüyoruz bu da bizim sınırlarımızı kısıtlıyor açıkcası. Halbuki bunun yerine diller her türlü öğrenilir gelin sağlam bir algoritma mantığı öğretelim size deseler çok daha verimli olabilir hem bu sayede öğrenci de ” java mı .net mi” demez yapacağı sıradan bir uygulamanın – algoritmasını bildiği için – hangi dilde daha rahat yapılacağını her türlü bulur, anlar, yapar .

CEVAP VER

Lütfen yorum giriniz!
Lütfen isminizi giriniz