Yazılımcı Salısı' nda Bu Hafta - Burak Selim Şenyurt

Yazılımcı Salısı’ nda bu hafta uzun yıllardır yazılım sektöründe bulunan Burak Selim Şenyurt konuğumuz. Burak Selim Şenyurt Türkiye‘de yazılıma yön veren tüm sektörlerde büyük projelerde bulunmuş bir yazılımcı. Okuyucularımız için biz sorduk Burak Selim Şenyurt cevapladı.

Cacıksever: Burak Bey öncelikle merhaba. Röportaja geçmeden önce bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Burak Selim Şenyurt:  Merhabalar. Öncelikle böyle bir fırsatı bana sunduğunuz için çok teşekkür ediyorum. Cacık Sever’ i ilgi ile takip ediyorum ve oldukça başarılı buluyorum. Umarım bu oluşum bizleri aydınlatmaya devam eder.

Yazılım dünyası ile üniversite yıllarında tanıştım. İlk uygulamamı çok sevdiğim sınıf arkadaşım Orkun ile ikinci sınıfta yazıp 125′ er dolar kazanmıştık. Orkun kendi parası ile 14.4 Kbps hızından bir Modem ben ise Delphi programlama dili ile ilgili iki kitap almıştım. Ancak esasen 1999 yılında özel bir firmada Delphi programcısı olarak sektöre adım attım.

Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliği bölümü mezunuyum. Doğuş Üniversitesinde MBA(Master of Business Administration) programını tamamladım. Bugüne kadar farklı yazılım firmalarında çalışma fırsatı buldum. Son dört yıldır ise turuncu bir bankada Kıdemli Yazılım Danışmanı olarak görev almaktayım.

Ağırlıklı olarak .Net teknolojileri üzerine çalıştığımı ifade edebilirim. Özellikle bankamızın dış kurumlar ile olan entegrasyonlarında gerek duyulan servis geliştirmeleri ile ilgileniyorum. Ancak farklı programlama dilleri ile de uğraşıyorum. Şu sıralardaki gözdem ise Ruby.

2003 yılından bu yana blog tutuyorum ve özellikle .Net tarafında öğrendiklerimi değerli okurlarımla paylaşmaya gayret ediyorum. 2006 ve 2010 yılları arasında Microsoft MVP unvanı ile de paylaşımlarda bulundum. Ayrıca Nedirtv ve DevNot topluluklarında editör olarak görev almaktayım. Bu topluluklar ile birlikte zaman zaman seminerlere konuşmacı olarak katılma şansı da buluyorum.

Cacıksever: Uzun bir tanışma oldu. Yazılımdaki geçmişiniz azımsanamayacak boyutta. Peki bu uzun çalışma süresinde hangi sektörlerde çalıştınız?

Burak Selim Şenyurt: Yaklaşık olarak 14 senedir yazılım sektörü içerisindeyim. Bu anlamda pek çok firmada farklı sektörlerde görev alma fırsatı buldum. İlk işimde asistan hizmetleri veren bir firmada programcı olarak görev almıştım. Sonrasında dış kaynak elemanı olarak özel projelerde yazılım geliştirdim. Üç seneye yakın eğitmenlik tecrübem de oldu. Bu süre zarfında verdiğim kurumsal eğitimlerde sektörün farklı firmalarından pek çok değerli meslektaşımın dostluğunu da kazandım. Uzun süre telekomünikasyon sektöründe yer alan bir yazılım firmasında görev yaptım. Dış kaynak olarak çalıştığım dönemlerde finans sektörü dışındaki alanlarda da geliştirme yapma şansı buldum ve pek çok değerli projede görev aldım. Son dört yıldırsa tamamen finans sektörü odaklı çalışmaktayım.

Cacıksever: Türkiye?de yazılıma yön veren neredeyse her sektörde bulunmuşsunuz. Bu noktada Türkiye?nin önde gelen sektörlerinde hangi teknolojilerin kullanıldığını söyleyebilir misiniz?

Burak Selim Şenyurt: Sayıca fazla ve özellikle farklı teknolojileri benimseyen ürünlerin yer aldığı bir ortamda yaşamaktayız. Şubeleri, Internet bankacılığı, mobil uygulamaları ve irili ufaklı sayısız projesi olan bir bankanın kullandığı teknolojiler de oldukça çeşitli oluyor. Microsoft, Oracle, HP, IBM gibi pek çok firmaya ait hazır ürünler kullanıldığı gibi bankamızın ihtiyacı olan yazılımları da tamamen kendi bünyemizde geliştirmeye çalışıyoruz. Ayrıca dış kaynak olarak satın aldığımız Framework’ ler de bulunuyor.

Diğer finans kurumları ile olan rekabetin bir gereği olarak sürekli yeni fikirlerin hayata geçirilmesi de kullanılacak teknolojilerin seçiminde önemli rol oynuyor. Günümüz modern yazılım geliştirme metodolojilerini uygulamaya gayret ediyoruz. Çevik yaklaşımları eski stil Waterfall metodolojisi yerine tercih ediyoruz. Scrum gibi ekip bazlı yaklaşımlar haricinde kurum çapında da SAFE(Scaled Agile Framework) oluşumunu göz önüne alıyoruz. Bunlara ek olarak bir DevOps ekibimiz de bulunuyor.

Uygulama yaşam döngüsünün yönetimi(Application LifeCycle Management) için Microsoft’ tun TFS ürününü kullanıyoruz. İçeride geliştirdiğimiz yazılımlar .Net ağırlıklı ancak Java, C, Objective C gibi diller ile geliştirilen uygulamalar da çoğunlukta. WSO2 gibi ESB ürünlerini, TIBCO gibi süreç çözümlerini kullanıyoruz. Veri, finans kurumları için son derece önemli. Bankamız ilk kurulduğu günden beri asıl sistemlerinde Oracle veri tabanını kullanıyor. Bazı ürünler Microsoft SQL veri tabanı ile de çalışmakta ve bunlar arasında Entegrasyon da söz konusu.

Proje sayısı fazla ve ürün çeşitliliği de bol olunca yazılım mimarilerini tercih edip uygulamak da çok kolay olmuyor. SOA ve Micro Services gibi mimarileri benimseyerek hareket etmeye çalışırken çok uzun zamandır yaşayan pek çok ürün klasik katmanlı mimarilerinde çalışmaya devam ediyorlar. Bazı eski Sistemleri yenileme maliyeti yüksek. Bu yüzden bunları çevreleyecek servisleri de geçici çözüm olarak uyguluyoruz.

Kalabalık bir ekibe sahibiz. Bu nedenle kod kalitesini tutturmak pek kolay olmuyor. Her ne kadar yazılım geliştirirken KISS, YAGNI, DRY gibi temel ilkelere dikkat edip SOLID ilkelerine bağlı kalmak istesek de sıkışık proje planları sebebiyle kodun kalitesini bozabiliyoruz. Yardımcı olması açısından CAST gibi araçlardan yararlanıyoruz.

Cacıksever: Peki bu yoğun iş hayatında sektörü takip etmek için nereleri takip edersiniz, hangi kaynaklardan besleniyorsunuz?

Burak Selim Şenyurt : Bireysel olarak önem verdiğim şeylerin başında araştırma geliyor. Mesleki konularda günümün önemli bir zamanını da araştırmaya ayırıyorum diyebilirim. Sizin de bildiğiniz üzere yazılım teknolojilerindeki gelişim hızı inanılmaz. Ayak uydurabilmek için sürekli okumak gerekiyor. Başlıca kaynağım basit bir Chrome eklentisi olan RSS Feed Reader Bu eklenti ile takip ettiğim pek çok blok yeniliklerden haberdar olmamı sağlıyor. Ayrıca düzenli olarak Amazon’dan yazılım konulu kitaplar getirtmeye çalışıyorum. Her ne kadar dolardaki artış ve ulaştırma bedellerinin yüksek olması kitap sipariş hızımı düşürse de almaktan vazgeçmiyorum.

Tabii okumak bir yere kadar yeterli. Araştırılan konuları tatbik etmek ve deneyerek öğrenmek gerekiyor. Bloğum bu anlamda bana büyük yarar sağlıyor. Çalıştıklarımı bloğuma yazarak daha iyi öğreniyorum.

Tabii bu da yeterli değil 🙂 Öğrendiklerimi çevremdeki meslektaşlarım ile tartışmayı da seviyorum. Farklı görüşlere ve bakış açılarına sahip olmamda önemli bir aktivite. Bu anlamda güncel projelerimizi birlikte yazdığım çalışma arkadaşımın katkısı yadsınamaz(Hatta bu yazımın son haline gelmesinde onun çok önemli katkıları oldu). Aslında kendisi rol modellerimden birisidir. Okurlarıma kendileri için birer rol model seçmelerini önerebilirim. Kendilerinden yaşça büyük, küçük ve akran olan birer rol model ile mesleki anlamda daha verimli ilerleyebilirler. Yaşça büyük olan kişinin hayatı boyunca sahip olduğu tecrübe ile katkı sağladığını düşünüyorum. Yaşca daha genç olan rol model ile de yeni kuşağın sahip olduğu bilgiyi öğrenme fırsatı buluyorum. Akranım olan arkadaşımsa bu iki uç nokta arasındaki dengeyi kurmamda bana destek oluyor. En önemlisi ise iyi bir dinleyici olmaktır. Bu üç kuşağı konuşurken mutlaka dinlemek gerekiyor. İyi bir dinleyici olmak hiç kolay değil. Özellikle benim gibi aceleci insanlar için.

Cacıksever: İş hayatınızda çok farklı teknolojileri kullandıktan sonra size şunu sorsak; bir yazılımcı bir teknoloji üzerinde gerçekten hakim olmalı mı yoksa genel olarak tüm teknolojiler hakkında bilgi/fikir sahibi olmalı mıdır?

Burak Selim Şenyurt: Aslında bu konu tam anlamıyla bir karmaşa haline gelmiş durumda. Bir zamanlar uzmanlıklar öne çıkarken şimdi her şeyi bilmek de beklenir oldu(Full Stack Development kavramına dikkat çekmeye çalışıyorum) Teknolojik uzmanlıklar çalıştığımız firmaların geliştirdiği ürünlere göre değişiklik gösteriyor bence. Büyük çaplı projelerde var olan teknoloji çeşitliliği düşünüldüğünde bir kişinin tüm resme hakim olması çok da kolay görünmüyor. Bu nedenle kurumsal çözüm üreten, ölçeği nispeten daha büyük olan yazılımsal ürünleri geliştiren ekiplerde branşlaşma sanki daha çok tercih ediliyor gibi.

Kurumsal bir çözüme en yüksek noktadan bakan mimarın uzmanlığı, teknik bilgisinin yanında zaman içerisinde edindiği birikimlerle oluşurken, kodun içinde yer alan geliştiricinin büyük resme bakıp onu kolayca anlayabilmesi pek de olası değil. Bu benzetme ürünün farklı noktlarında yer alan farklı pozisyonlar için de geçerli. Bu sebeple en azından mesleğin ilk yıllarında zorunlu bir branşlaşma ister istemez olmak zorunda diye düşünüyorum. Elbette bir geliştirici bulunduğu alan içerisinde pek çok konuya hakim olmak zorunda. En azından bulunduğu alan içerisinde farklı teknolojileri kolayca kavrayabilecek yetkinliğe sahip olmalı.

Kendi iş tecrübeme ve çalışma hayatımda yer aldığım projelere baktığımda ağırlıklı olarak .Net tarafına ve bu çatı altındaki teknolojilere odaklandığımı görüyorum. Buna rağmen farklı teknolojileri araştırmaya ve en azından onlar hakkında bilgi sahibi olmaya gayret ediyorum. Söz gelimi .Net dışındaki dünyaya da bakıyor Ruby, Haskell, Go gibi dillere eğiliyor, sadece RDBMS odaklı veritabanlarına bağlı kalmayıp NoSQL konusuna bakıyor, sürekli SOA demiyor Micro Service mimarisinide inceliyor, IoT de neler varmış merak ediyorum. Yani işim gereği belli bir teknolojiye odaklanırken(ekmek parası için 🙂 ) kişisel gelişim açısından diğer teknolojilere gözümü kulağımı kapamıyorum. 

Cacıksever: Bu bilgiler bizim ve okuyucularımız için çok değerli. Peki, işin biraz magazinsel tarafına eğilsek. Teknoloji dünyasındaki gelişmeleri yakından takip eder misiniz? Takip etiğiniz siteler nelerdir.

Burak Selim Şenyurt: Buna mecburum. Hatta bu sektörde olan herkes mecburdur. Ben bunun için RSS Feed Reader uygulamasını kullanıyorum. Takip ettiğim oldukça fazla sayıda blog ve teknoloji portalı bulunuyor. Ayrıca Delicious’ a beni bilgilendiren bana katkı sağlayan adresleri ekliyorum. Diğer yandan son zamanlarda özellikle sosyal ağlara ait geliştirici blog’ larını da takip etmeye başladım. Facebook, Twitter, Amazon, Instagram ve LinkedIn gibi sosyal ağların geliştirici bloglarında beni aydınlatan çok değerli yazılar buluyorum. Hepimizin vazgeçilmezi olan bu ağların arkasında kullanılan teknolojileri, neden tercih edildiklerini okudukça bir yaşıma daha giriyorum. Şu an epey yaşlıyım 🙂

Cacıksever: Peki, iş hayatı dışında kendiniz mesleki olarak geliştirmek için neler yaparsınız?

Burak Selim Şenyurt: Mesleki gelişim açısından öğrendiklerimi mutlaka denemeye gayret ediyorum. Günün belirli zaman dilimlerinde mutlaka takip ettiğim bloglardan yazı seçiyor ve okuyorum. Eğer kayda değer bir konu bulursam daha iyi öğrenebilmek için bloğuma yazmayı tercih ediyorum. Özellikle yenilikleri çevremdeki meslektaşlarımla fırsat buldukça tartışıyorum. Bu tartışmalardan elde ettiğim değerli kazanımlar var. Zaman zaman çok önceden gördüğüm konulara tekrar dönüş yapıyor ve onları hatırlamaya gayret ediyorum. Gerekirse pratik yapıyorum. Pratik yapmak mükemmelleştiriyor.

Cacıksever: Türkiye?de yazılım sektörünü nasıl görüyorsunuz. Gelecekte sizce hangi alanlar popüler olacak?

Burak Selim Şenyurt: Dünyanın peşinden koştuğu teknolojilerin ülkemiz için de popüler olacağı düşüncesindeyim. Özellikle IoT(Internet of Things), Robotik teknolojiler ve Sanal Gerçeklik(Virtual Reality) gibi alanların ön plana çıkacağını öngörüyorum. Bu soruya aslında en iyi cevap Thought Works firmasının düzenli olarak yayınladığı Tech Radar‘ dır. Hatta bu yayın artık Türkçe olarak da sunulmaya başlandı. Popüler olacak alanlar hakkında önemli fikirler verecektir. Mutlaka göz atılması ve dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.

Cacıksever: Şimdi sıra büyük resme bakma zamanı sanırım. Sizce ülkemizde yazılım sektörünün eksikleri nelerdir?

Burak Selim Şenyurt: Ülkemizde yazılım tarafındaki gelişmeler oldukça kıymetli. Ancak bazen herhalde doğamız gereği fazla aceleci davranabiliyor ve adapte etmek istediğimiz teknolojileri doğru şekilde uygulamadığımız için başarısız olabiliyoruz. Burada başarısızlıktan kastım bir projenin ortaya çıkmaması değil. Projeler herhangi bir sebeple iptal olmadığı sürece bitiyor. Fakat hedeflenen özelliklerine sahip olana kadar geçen süreçte, zaman ve verimlilik kaybı gibi sebeplerden ek maliyetlerin doğması da söz konusu olabiliyor.

Sadece teknoloji değil metodoloji seçiminde ve uygulanmasında da sıkıntılar olduğu kanısındayım. Örneğin çevik metodolojileri uygularken çoğunlukla orasını burasını çekiştirip değiştiriyor ve kendimize göre adapte ederek bir yol bulmaya gayret ediyoruz. Ama belki de ürünün gelişimi açısından çevik bir metodolojinin seçilmemesi gerekiyor.

Bu tip sıkıntıların oluşmasının pek çok sebebi var. İhtiyaçaların açık ve net olmaması, müşterinin tam olarak ne istediğini bilmemesi, önceliklendirmelerdeki hatalar, uygun teknolojiye karar verilememesi, ekibin ilgili teknolojiyi etkin kullanabilecek donanımda bilgiye sahip olmaması veya bunun için yetiştirilmemesi, sıkışık teslim süreleri sonucu kalitesiz kodların ortaya çıkması ve teknik borçlanmaların oluşması, Anti-Pattern kavramlarına aşina olunmaması ve benzerleri bu sebepler arasında yer alıyor.

Cacıksever: Türkiye’ ye yazılım sektörü bazında baktığımızda size göre dünyanın neresindeyiz?

Burak Selim Şenyurt: Bu konuda Gartner ve Bloomberg gibi firmaların ülke bazlı güncel raporlarına bakmakta yarar olduğu kanısındayım. Elimde rakamlar olmadığı için kesin bir teşhis koymam, olsa dahi iyi bir şekilde yorumlamam oldukça zor. Yine de hissi olarak bu alanda yatırım yapmaya hevesli bir ülke olduğumuzu ve önemli bir iş gücü barındırdığımızı düşünmekteyim. İş gücünü doğru alanlarda ve verimli olarak kullandığımızda, yapılan girişimlerin iyi sonuçlar verdiğini düşünüyorum. Bu anlamda ortaya çıkmış, çıkacak olan birçok yerli ürün bulunuyor. Kaynaklar kaliteli seçildiğinde, girişimler yeterli desteği aldığında ülke olarak öne çıkamayacağımız bir iş olmadığını söyleyebilirim. Zor olan ise dünyayı peşinde koşturacak fikirleri hayata geçirmenin zorluğu. Fikri bulmak kolay olsa da aslında gerçekleşmediği sürece ortada bahsedilebilecek bir değer oluşmuyor.

Cacıksever: Yazılım temalı etkinlikler sizce ülkemizde ne düzeyde? Hangi etkinlikleri takip edersiniz?

Burak Selim Şenyurt: Gerek Üniversitelerimizdeki kulüplerin düzenlediği etkinlikler gerek profesyonel anlamda firmaların katkıda bulunduğu etkinlikler olsun bence yeterli sayıda. Hatta yazılım sevdalısı pek çok topluluğun gerçekleştirdiği birbirinden değerli etkinlikler oluyor. Diğer ülkelerden önemli misafirler zaman içerisinde bizi ziyarete geldi(örneğin Martin Fowler) ve gelmeye de devam edeceklerdir. Ben iş yoğunluğu nedeniyle bu etkinliklere dinleyici olarak katılamıyorum maalesef. Ancak konuşmacı olarak davet edildiğim etkinlikere elimden geldiğince iştirak ediyor ve bilgilerimi paylaşmaya gayret ediyorum. Bu anlamda NedirTv Ekibi olarak güzel etkinliklerin altın imza attık ve atmaya da devam edeceğiz. Sektörü takip eden arkadaşlarımızın son zamanlarda artan atölye çalışmalarına katılmalarını da şiddetle tavsiye ederim. Farklı teknolojiler hakkında bilgi sahibi olunabilmesi adına bu tip çalışmalar son derece kıymetli ve katılımcılar tarafından desteklenmeli.

Cacıksever: Kendi tecrübelerinizden yola çıkarak akademik eğitimin iş hayatına etkisinden biraz bahsedebilir misiniz?

Burak Selim Şenyurt: Akademik eğitim her ne kadar önemli olsa da sektörel anlamda yeterli olmadığı ortada. Yazılım alanında ilerlemek isteyen bizlerin kişisel anlamda kendilerini geliştirmeleri ve kendi eğitim programlarını uygulaması şart. Ancak bu şekilde özel sektörün istediği donanıma sahip olabileceğimizi düşünüyorum. Özel sektör ile akademik çevre arasındaki iletişimin de daha kuvvetli olması gerektiği kanısındayım. Yüksek Lisans yaptığım dönemde bazı derslerimize sektörden misafir eğitmenler gelir ve bizleri bilgilendirirdi. Bu uygulamaların Lisans seviyesine indirilmesi çok önemli diye düşünüyorum. Yazılım tarafına kayan lisans programları az çok belli. Ancak doğrudan yazılım tarafı ile alakalı olmasa da, analitik düşünce yeteneği programlamaya yatkın olan pek çok arkadaş tanıdım. İyi kodlama yaptıklarını ve harika işler çıkarttıklarını gördüm. Sanırım biraz kişinin kendisini yetiştirmesi, yazılım geliştirmeye olan yatkınlığı ve daha da önemlisi mesleki hevesi bu noktada önem arz ediyor.

Cacıksever: Fikirleriniz bizim için gerçekten değerli. Bu sebeple son olarak yazılım sektörüne yeni girmiş/girecek meslektaşlarımıza tavsiyeleriniz nelerdir?

Burak Selim Şenyurt: Kişisel gelişime önem vermeleri gerekiyor. Düzenli olarak araştırma yapmalarında, yenilikleri takip etmelerinde, atölye çalışmalarına katılmalarında, etkinlikleri takip edip sektörün önde gelen isimlerini dinlemelerinde, kendi eğitim planlarını hazırlayarak öğrenmeye devam etmelerinde büyük yarar var. Özel yaşantılarında değil ama mesleki alanda mutlak suretle düzenli, planlı ve programlı hareket etmeliler.

Tabii ki yazılım sektöründe var olacağız diye hobilerimizden de feraget etmemeliyiz. Hatta rahatlamak, daha sağlıklı ve zinde düşünebilmek için hobilerimiz olmalı. Fotoğrafçılık, model uçak yapımı, robotik çalışmalar, sanatsal Aktiviteler, doğa yürüyüşleri, animasyon izlemek, çikolata kursuna gitmek ve daha sayamadığım edinilesi pek çok hobi var. Mutlaka spor yapmalıyız. Spor yapmaya vaktimiz olmuyorsa bile en azından uzun mesafe yürümeyi deneyebiliriz. Sevdiğimiz konulara ait kitaplar okumalıyız.

Benim de kendime göre farklı hobilerim var. Bol bol kitap okuyorum. Hatta filmini izlemek yerine kitabını okumak daha anlamlı geliyor. Hayal gücümü ve kurgumu zinde tutmayı başarabiliyorum bu sayede. Fırsat buldukça Lego yapıyorum. Hatta küçük yaş grupları için çıkan deney setleriyle uğraştığım da oluyor. Çok çok amatör seviyede fotoğrafçılık ile uğraşıyorum. Pek başarılı olduğum söylenemez ama beni rahatlattığı kesin. Bazen evle iş arasını yürümeyi tercih ediyorum. Yaklaşık olarak 4 k’ lik bir yürüyüş mesafesi var. Yaz kış, yağmur çamur demeden yürüdüğüm zamanlar oluyor. Tamamen o günkü psikolojime de bağlı biraz. Aslında düzenli hale getirmem gerekiyor. Ben getiremedim siz getirin.

Bir diğer önerim de sektörün küçük olduğunun farkında olunması. Bugün birlikte çalıştığımız bir iş arkadaşımız ile ileride karşılaşma ihtimalimiz var. Aynı projede olabileceğimiz gibi tekrar aynı çatı altında bir araya gelinebilir. Bu nedenle teknik borç bırakmamaya çalışmakta ve ilişkileri bozacak kırgınlıklara sebebiyet vermemekte yarar var(Ben yaptım siz yapmayın 🙂 )

Burak Bey bu değerli fikirleriniz için Cacıksever ekibi ve okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz. Umarım meslektaşlarımıza bir nebze bir bakış açısı oluşturabilmişizdir.

5 YORUMLAR

  1. Başım sıkıştığında ya da yeni bir konu öğrenmek istediğimde ne zaman arama yapsam karşıma Burak Hoca’ nın yazıları çıkar. Çok faydalı yazılar yazdığı ve böyle bir röportajla bizlerle deneyimlerini paylaştığı için teşekkür ederim.

  2. Burak Hocam selamlar, röportajınız süper. Deneyimlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederiz. Caciksever’ e de teşekkürler 🙂

  3. Şimdiye kadar sitenizdeki kaynakları sömürdüm resmen 😀 Buradan da hem siteniz için hemde tecrübelerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim:)

Haberimize Yorum Yazmak İster Misiniz?