Turkcell ve Aselsan 5G de birleşti

Alınan bilgiye göre , iki şirket uzun vadeli işbirliği ile geleceğin mobil teknolojilerini üretmeye başlayacak.
İş birliğinin temel hedefi Türkiye’nin 5G teknolojisinde üretici ülke haline gelmesini sağlamak. Bu doğrultuda iki yerli firma çalışmalara başlayacak. Uluslararası standartlaşma çabalarını birlikte yürütecek olan firmalar, geliştirecekleri ürünlerle yerel ve uluslararası pazarlarda başarı kazanmak için çalışacak.
Daha önce aynı teknoloji konusunda Güney Kore teknoloji devleri Samsung ve LG’nin de birlikte çalışma kararı aldığını paylaşmıştık.

Facebook'ta "Kimler Beni Sildi" Uygulaması

Facebooktan kimler beni sildi?
Artık Facebook uygulamasından kimlerin sizi sildiğini (arkadaş listesinden çıkardığını) sizlere gösterecek bir uygulama var.
Who Deleted Me on Facebook” (Kim beni Facebook’tan sildi) uygulaması yayına başladı ve şuan Android ve IOS sürümleri mevcut. Uygulamayı indirip kullanmaya başlayabilirsiniz.
Hatırlanacağı üzere daha önce Twitter için geliştirilen kimler takip etmekten vazgeçti (Who Unfollowed Me) uygulaması da yazılmıştı. Bu uygulamada biri sizi takip etmekten vageçtiğinde, bu hesabın sizi gerçekten takip etmekten vazgeçtiğini mi yoksa kendi hesabını kapattığı için mi listenizden çıktığını size söylüyor.
Ufak bir detay belirtmek gerekiyor; Facebook’tan Beni Kimler Sildi uygulaması kurulduğu günden itibaren için çalışmaya başlıyor. Yani daha önce sizleri silmiş kişileri listelemeniz mümkün değil.
Akıllı cihazlarınıza uygulamayı indirmek istemiyorsanız, uygulamanın tarayıcı eklentisini de kullanabilirsiniz. Eklenti detayları için tıklayabilirsiniz.

Facebook Messenger GIF paylaşımı için çalışmalara başladı

Facebook Messenger içerisinde GIF kullanabilmeyi gerçekten istiyor. Bazı firmalar GIF kullanılabilen mesajlaşma uygulamarı yapmaya başladı. Bunların bazıları Facebook Messenger’in SDK sını kullanarak uygulamalar geliştirdi.
Öncelikle Facebook bir GIF butonu koyup, kullanıcıların iki adımda paylaşım yapmasını sağlamayı düşünüyor. Bu durum şuan ki durumdan daha da kolay olacak gibi. Şuan ki durumda kullanıcılar ayrı uygulamalar yüklemek zorunda kalacaktı.
GIF butonu Faceebok Messenger’ın 600 milyon kullanıcısının bir bölümüne geçen haftadan beri açılmaya başlandı. Giphy ve Riffsy, Mesenger’dan ayrı çalışan iki şirket, gibi popüler uygulamalardan sıyrılıp uygulamadan çıkmadan kolayca GIF yollanabilecek.
Bir kötü yanı elbette paylaşılacak GIF ler kısıtlı olacaktır.
facebook_gif_1
Diğer uygulamalarda farklı bir şekilde GIF paylaşıldığında kaydetmek için bir indirme linki de sağlıyor. Acaba Facebok, Messenger kullanıcılarının tepkilerini gösterecekler mi? Faceebok bu yazıyı yazarken sorduğumuz bu soruyu doğrudan cevaplamayı reddetti.
Bir şirket sözcüsünün dediğine göre, “GIF Messenger içerisinde başarılı olarak kullanılabildi”. Sözcü aynı zamanda, “Bu sayede büyük içeriklerin birkaç sekme ile kolayca yollanabilmesini test ettik” şeklinde aktardı. Bu  açıklama ile Facebook’un başka içeriklerin Messenger üzerinden paylaşabileceğini düşünüyoruz. Bakalım zaman gösterecek.
Facebook bununla birlikte bir GIF arama uygulamasının pilot çalışmalarını da yapmakta. Bu konuda yukarıda bahsettiğimiz şirketlerin de bazı çalışmaları şuanda mevcut gibi duruyor. Bakalım zaman içerisinde GIF ile başlayan farklı tiplerde dosya paylaşımları ne boyutlara çıkacak.
facebook_gif_2
 
Orjinal Yazı –> Facebook Tests Features That Make Sharing GIFs In Messenger Easier Than Ever

2015 – 2016 Dönemi Etohum Başvuruları Başladı

2015-2016 dönem başvurularını kabul etmeye başlayan Etohum, 31 Ekim’e kadar proje başvurusu alabilecek.
Aralık ve şubat ayları arasında sürecek olan hızlandırma programında girişimler Etohum yatırımcı kulübüne sunumlarını ocak ayında yapacaklar. Süreç sonunda seçilen girişimler Startup Turkey?de yatırımcılarla buluşacaklar.
Bu yıl seçilen girişimler temmuz 2016?da San Francisco?da ve kasım 2016?da ise Londra?da yatırımcılarla buluşacaklar.
Etohum?da bugüne kadar Evidea, Connected2me, Pembepanjur, İndirdik, Grupanya, Smartnews, Infodif, Anneysen, Userpots, Apsiyon, Parlakbirgelecek bir çok başarılı girişim seçildi. (Etohum bu seçim yapılan girişimlerin 60 tanesine ortak oldu.)
2015-2016 Dönemi Etohum başvuru süreci:

  • 29 Haziran 2015: Başvuruların başlangıcı
  • 3-5 Ekim 2015: Startup Istanbul Konferansı
  • 31 Ekim 2015: Başvurular sonlanması
  • Haziran-Ekim 2015: Başvurularla ön görüşmelerin yapılması
  • Kasım 2015: Etohum 2015-2016 girişimcilerin seçimi
  • Aralık 2015-Şubat 2016: Etohum mentörlük süreci
  • 11 Aralık 2015: Master in Growth Konferansı
  • 15 Ocak 2016: Etohum yatırımcı kulubü sunumları
  • 30 Ocak 2016: Etohum Girişimcilik Zirvesi
  • Şubat-Mart 2016: Startup Turkey Konferansı
  • Temmuz 2016: Etohum San Francisco
  • Kasım 2016: Etohum Londra

Başvurmak için tıklayabilirsiniz!
2014 Yılından Seçilen Etohum 40 Girişimleri.
2015 Yılında Seçilen Etohum 40 Girişimleri.
 

Neleri Hissettiğimizi Yüzümüzdeki İfadelerden Anlayan Uygulama

Gün geçtikçe teknolojinin hayatımıza getirdiği yenilikler artmaya devam ediyor. Bu yenilikler çoğu zaman insan hayatı üzerinde önemli değişimlere sebep olabilmektedir. Bu değişimleri sağlayan da aslında yazılan uygulamalar. Görme engelli insanlar için bir nevi geçici göz olup onlara aydınlık olan Be My Eyes uygulamasından bahsetmiştik.
Şimdi bu uygulamalara bir yenisi daha ekleniyor ve yeni uygulama tam bir Duygu Makinesi.
Bilim insanı Rana el Kaliouby’nin TEDWomen 2015 Mayıs ayında yaptığı konuşmada; geliştirdikleri çok ilginç bir uygulamadan bahsetti.
Yüzünüze bakarak o anda neler hissettiğini size söyleyen uygulama. Bahsedilen bu duygu makinesi;  çok güçlü, çok yeni bir teknoloji ve ilerde insanlar arası ilişkilerde ve hatta insan-makine ilişkilerinde önemli değişiklikler – etkiler yaratabilecek bir uygulama.
Konuşması sırasında demo da yapan Rana’nın uygulaması dinleyicilerden büyük ilgi gördü.
Ekibi ile uygulamayı uzun zamandan beri geliştirdiklerini belirten Rana; aynı zamanda geliştirmeye destek olmak isteyenleri de merakla beklediklerini belirtiyor.
Bu tarz uygulamaları dinledikten – öğrendikten sonra aklımıza gelen ilk şey “kullanım alanları neler olacak?” sorusu. İşte bu sorunun cevabı da konuşmanın içerisinde.
(Mesela ilerde kullandığınız araba yorgun olduğunu anlayıp sizi sağa çekmeye zorlayabilir)
Konuşmanın en önemli satır başlarından biri de Rana’nın ortaya koyduğu iddia; “Bence beş yıl içinde, bütün cihazlarımızın duygu çipi olacak“. 2015 yılında yapılan bu konuşmadan 5 sene sonra yani 2020 de tekrar uygulamanın son durumu, kullanım alanları ve istatistikleri hakkında bilgi vermeye çalışacağız.
 

Konuşmanın Türkçe’ye çevrilmiş halini okuyabilirsiniz.

Duygularımız hayatımızın her alanını etkiliyor, sağlığımız ve nasıl öğrendiğimizden, nasıl iş yaptığımız ve karar aldığımıza kadar, büyük olanları ve küçükleri. Duygularımız aynı zamanda birbirimizle nasıl bağlantı kuracağımızı da etkiliyor. Böyle bir dünyada yaşamak üzere evrildik, ama onun yerine hayatlarımızı giderek daha fazla böyle yaşıyoruz — bu dün gece kızımdan gelen kısa mesaj — duygulardan yoksun bir dünyada. Bu durumu değiştirmek üzere görevdeyim. Dijital deneyimlerimize duyguları tekrar getirmek istiyorum.
Bu yola 15 sene önce koyuldum. Mısır’da bilgisayar bilimciydim ve Cambridge Üniversitesi’nde doktora programına yeni kabul edilmiştim. Genç, yeni evli, Müslüman, Mısırlı bir eş için oldukça alışılmadık bir şey yaptım: Mısır’da kalmak zorunda olan eşimin desteğiyle bavullarımı toplayıp İngiltere’ye taşındım. Cambridge’de, evimden binlerce mil uzakta, dizüstü bilgisayarımla herhangi bir insanla olduğundan daha fazla zaman geçirdiğimi fark ettim. Bu yakınlığa rağmen, bilgisayarımın ne hissettiğime dair kesinlikle en ufak bir fikri yoktu. Mutlu mu olduğum, kötü bir gün mü geçirdiğim veya stresli, şaşkın mı olduğumla ilgili bir fikri yoktu ve bu sinir bozmaya başladı. Daha da kötüsü, ülkemdeki ailemle internette iletişim kurduğumda, bütün duygularımın sanal gerçeklik içinde kaybolduğunu hissettim. Evimi özlüyordum, yalnızdım ve bazı günler gerçekten ağlıyordum, ancak bütün bu duyguları iletme şeklim böyleydi. (Gülüşmeler) Bugünün teknolojisinin çok fazla I.Q.’su var, ancak E.Q.’su yok; oldukça fazla kavramsal zekâ var, ancak duygusal zekâ yok. İşte bu beni düşündürdü, teknolojimiz duygularımızı hissetse ne olurdu? Eğer cihazlarımız nasıl hissettiğimizi bilseler ve ona göre reaksiyon verseler ne olurdu, aynen duygusal zekâya sahip bir arkadaşın yapacağı gibi? Bu sorular beni ve ekibimi duygularımızı okuyup cevap verecek teknolojiler yaratmaya götürdü ve başlangıç noktamız insan yüzüydü.
İnsan yüzü, hepimizin sosyal ve duygusal durumumuzu iletmek için kullandığı en güçlü yollardan biri. Hoşlanmadan, sürprize, empati ve meraka kadar her şeyi. Duygu biliminde, her yüz kası hareketine eylem birimi diyoruz. Örneğin, eylem birimi 12, bir Hollywood kapalı gişesi değil, aslında gülüşün ana unsuru olan dudak kenarının yukarı doğru çekilmesi. Herkes denesin. Hadi biraz gülümseyelim. Diğer bir örnek, eylem birimi 4. Alnın kırışması. Kaşlarınızı birbirine yaklaştırıp, bütün o kıvrımları ve kırışıklıkları yarattığınız zaman olur. Onları sevmeyiz, ama negatif duyguların güçlü bir göstergesidir. Bu eylem birimlerinden 45 tane kadarına sahibiz ve yüzlerce duyguyu ifade etmek için bir araya gelirler.
Bir bilgisayara yüzdeki bu duyguları okumayı öğretmek zordur, çünkü bu eylem birimleri hızlı olabilir, gizli olabilir ve birçok farklı şekilde bir araya gelebilirler. Örneğin, gülümseme ve zoraki tebessümü ele alalım. Bir şekilde benzerler, ancak çok farklı anlamlara gelirler. (Gülüşmeler) Gülümseme pozitif, zoraki tebessüm ise çoğunlukla negatiftir. Bazen zoraki tebessüm sizi ünlü yapabilir. Ancak sahiden bir bilgisayarın iki ifade arasındaki farkı bilebilmesi önemlidir.
Öyleyse bunu nasıl yaparız? Algoritmalarımıza farklı etnik gruplardan, yaşlardan, cinsiyetlerden gülümsediğini bildiğimiz on binlerce örnek veririz ve aynısını zoraki tebessüm için de yaparız. Sonra derin öğrenme yoluyla, algoritma yüzümüzdeki bütün bu kıvrımlara, kırışıklıklara ve şekil değişimlerine bakar, kısaca bütün gülümsemelerin ortak özellikleri olduğunu öğrenir, bütün zoraki tebessümlerin hemen göze çarpmayan farklı özellikleri var. Bir daha yeni bir yüz gördüğünde, o yüzün esasen bir gülümsemeye özgü karakteristikleri olduğunu öğrenir ve şöyle der, “Evet, bunu tanıyorum. Bu bir gülümseme ifadesi.”
Bu teknolojinin nasıl çalıştığını göstermenin en iyi yolu canlı bir demo denemek, bu yüzden bir gönüllüye ihtiyacım var, tercihen yüzü olan biri. (Gülüşmeler) Chloe bugün gönüllümüz olacak.
Geçen beş sene içinde, MIT’de bir araştırma projesi olmaktan bir şirket olmaya geçtik, ekibim bu teknolojinin çalışması için gerçekten çok çalıştı, şu an piyasada kullanılması için diyebiliriz. Aynı zamanda onu küçülttük ki, çekirdek duygu makinesi, bu iPad gibi kameraya sahip herhangi bir mobil araçta çalışabilsin. Hadi bir deneme yapalım.
Gördüğünüz gibi, algoritma sonuçta Chloe’nin yüzünü buldu, işte bu beyaz sınırlı kutu ve yüzündeki ana hatları takip ediyor, işte kaşları, gözleri, ağzı ve burnu. Soru şu; ifadesini tanıyabilecek mi? Bu yüzden makineyi test edeceğiz. İlk önce, bana ifadesiz yüzünü göster. Evet, harika. (Gülüşmeler) Sonra gülümsedikçe, bu gerçek bir gülümseme, harika. Evet, gülümsedikçe yeşil çubuğun arttığını görebilirsiniz. Evet, bu büyük bir gülümsemeydi. Bakalım hafif gülümsediğinde bilgisayarın tanıyabilecek mi? Hafif gülümsemeleri de tanıyor. Bunu gerçekleştirmek için gerçekten çok çalıştık. Sonra kaşlar kalkıyor, şaşırmanın göstergesi. Alnın kırışması, kafa karışıklığının göstergesi. Somurtma. Evet, mükemmel. İşte bunların hepsi farklı eylem birimleri. Daha çok var. Bu sadece kısaltılmış bir demo. Her okumaya, bir duygu veri noktası adını veriyoruz. Sonra farklı duyguları resmetmek için birlikte harekete geçerler. Demonun sağ tarafında — mutlu görün. İşte bu neşe. Neşe harekete geçiyor. Şimdi bana iğrenme ifadesi ver. Zayn One Direction’ı terk ettiğinde nasıl olduğunu hatırlamaya çalış. (Gülüşmeler) Evet, burnunu kırıştır. Harika. Değerlik oldukça negatif, herhâlde çok büyük bir hayranısın. Değerlik, deneyimin ne kadar pozitif veya negatif olduğuyla ilgili; bağlantı ise, kişinin bunu ne kadar ifade edebildiğiyle. O zaman Chloe’nin bu gerçek zamanlı duygu akışına erişimi olduğunu ve istediği kişilerle paylaşabileceğini hayal edin. Teşekkürler. (Alkış)
Şimdiye kadar bu duygu veri noktalarından 12 milyar adet topladık. Dünyadaki en büyük duygu veri tabanı. Bunu 2,9 milyon yüz videosundan topladık, bizimle duygularını paylaşmaya gönüllü insanlardan ve dünyadaki 75 ülkeden. Her gün büyüyor. Duygular kadar kişisel bir şeyi artık ölçebiliyor olmamız beni çok şaşırtıyor ve bunu bu ölçekte yapabiliyoruz.
Peki şimdiye kadar ne öğrendik? Cinsiyet. Şüpheleniyor olduğunuz bir şeyi verimiz doğruluyor. Kadınlar erkeklerden daha fazla duygularını ifade ediyor. Daha çok gülümsemeleri yanında, gülümsemeleri daha uzun sürüyor ve erkeklerle kadınların gerçekten neye farklı yanıt verdiğini artık ölçebiliyoruz. Hadi kültüre bakalım: Amerika Birleşik Devletleri’nde, kadınlar erkeklerden yüzde 40 daha fazla ifadelerini gösteriyor, ancak ilginç biçimde Birleşik Krallık’ta erkekler ve kadınlar arasında fark görmüyoruz. (Gülüşmeler) Yaş: 50 ve üzerindeki yaştaki insanlar gençlerden yüzde 25 daha duygusal. Yirmilerindeki kadınlar aynı yaştaki erkeklerden daha fazla gülümsüyor, belki de flört için bir gereklilik. Ancak belki de bu veriyle ilgili bizi en fazla şaşırtan şey, her zaman duygularımızı ifade ediyor oluşumuz, cihazlarımızın başında tek başımıza oturuyor olsak bile ve sadece Facebook’ta kedi videoları izlerken değil. E-posta atarken, mesajlaşırken, internette alışveriş yaparken veya vergilerimizi hallederken bile duygularımızı ifade ediyoruz.
Bu veri bugün nerede kullanılıyor? Medya ile nasıl bağ kurduğumuzu anlamada, yani yayılma ve oy verme davranışını anlamada ve bunun yanında teknolojik güçlendirme veya duygu-etkinleştirmede. Özellikle çok sevdiğim bazı örnekleri sizinle paylaşmak istiyorum. Duygu-etkinleştirilmiş, giyilebilir gözlükler, görme engelli olan bireylere diğerlerinin yüzlerini okumada yardımcı olabilir ve otizm spektrumu olan bireylere duyguları anlamada yardımcı olabilir, bu onların gerçekten çok zorluk çektiği bir şey. Eğitimde, öğrenme uygulamalarınızın kafanızın karıştığını hissettiğini ve yavaşladığını veya sıkıldığınızı hissettiğini, bu yüzden hızlandığını hayal edin, aynı iyi bir öğretmenin sınıfta yapacağı gibi. Eğer kolunuzdaki saatiniz ruh hâlinizi takip etseydi ne olurdu veya arabanız yorgun olduğunuzu hissetseydi veya belki de buzdolabınız stresli olduğunuzu bilseydi, o zaman sizi aşırı yemeden korumak için otomatik olarak kilitlenirdi. (Gülüşmeler) Bunu isterdim, evet. Eğer Cambridge’deyken gerçek zamanlı duygu akışına erişimim olsaydı ve bunu ülkemdeki ailemle çok doğal bir şekilde paylaşabilseydim, aynı hepimiz aynı odada olsaydık yapacağım gibi.
Bence beş yıl içinde, bütün cihazlarımızın duygu çipi olacak, yalnızca cihazımıza somurttuğumuzda, “Hımm, bunu sevmedin, değil mi?” diyecek bir cihazımızın olmamasının nasıl bir şey olduğunu hatırlamayacağız. En büyük sorunumuz, bu teknolojinin pek çok uygulaması olması, ekibim ve ben hepsini tek başımıza yapamayacağımızın farkındayız, o yüzden bu teknolojiyi kullanılabilir hâle getirdik, böylece diğer geliştiriciler de yapmaya başlayabilir ve yaratıcı olabilirler. Olası risklerin ve istismar olasılığının olduğunun farkındayız, ancak şahsen bunu yıllardır yapan biri olarak ben, duygusal olarak akıllı teknolojilere sahip olmanın insanlığa getirdiği yararların, yanlış kullanılma olasılığından çok daha ağır bastığına inanıyorum. Hepinizi bu etkileşimin bir parçası olmaya davet ediyorum. Bu teknolojiyi bilen daha fazla insan oldukça, nasıl kullanıldığıyla ilgili daha fazla söz hakkımız olur. Hayatlarımız daha fazla dijital hâle geldikçe, duygularımızı geri kazanmak için, cihazlarımızı kullanmayı frenlemeye çalışarak beyhude savaş veriyoruz. Bu yüzden bunun yerine yapmaya çalıştığım şey, duyguları teknolojimize getirmek ve teknolojilerimizi daha cevap verir hâle getirmek. Bu yüzden bizi ayıran bu cihazlarımızın, bizi tekrar bir araya getirmesini istiyorum. Teknolojiyi insanlaştırarak, makinelerle nasıl bağlantı kuracağımızı ve böylece insanlık olarak birbirimizle nasıl bağlantı kuracağımızı tekrar düşünmek için bulunmaz bir fırsatımız var.

Casio Akıllı Saatler Kervanına Katılıyor

Kuruluşu 1946 yılına dayanan Japonya’nın en tanınmış şirketlerinden Casio; hesap makinesi, kamera, ses ekipmanları üretiyor olsa da, aslına bakıldığında tüm dünyada saat ile özdeşleştirilmiş bir şirket.
Saat konusundaki başarısı tüm dünyaya yayılmışken, değişen teknoloji ile birlikte sektörde tüm dengeler değişti. Giyilebilir ürünlerden akıllı saatlerin ortaya çıkmaya başlaması ile şirketin piyasadaki payı yavaş yavaş azalmaya başladı. 1990 – 2000 yılları arasında sektörde neredeyse tek başına olan lider, değişen dünya karşısında neredeyse ikinci lige düşmeye başladı.
Piyasadaki payını korumak için; saat konusundaki deneyimini teknoloji ile birleştiren şirket akıllı saat sektörüne girmeye karar veriyor. Dört sendir yürütülen çalışmalar meyve vermeye başlıyor ve Casio 400 dolara akıllı saatini satmaya başlıyor.
Önlemini önceden almaya çalışsa da geç hareket etmesi nedeniyle piyasada iyice güçlenen rakiplerini yakalamak durumunda kalacak, bunun için çok daha fazla çalışması gerekecek.
Şuan net olmamakla beraber şirketin çıkaracağı saatin Google’ın Android Gear işletim sistemi ile gelmesi bekleniyor.
Şirketin saat konusundaki tecrübesi düşünüldüğünde piyasada yer alması çok zor olmayacak gibi. Şuan piyasadaki en güçlü akıllı saat olan Apple Watch kadar etkin olması ,sektöründe yeni bir fırtına estirmesi bekleniyor.
Wall Street Journal?in açıklamalarına göre şirketin  ilk hedefi 80 milyon dolarlık satış yapabilecek kadar piyasada etkin olmak.
Casio’nun piyasaya çıkaracağı saatin ismi henüz belli değil. Belli olduğunda yazımızın sonuna güncelleme olarak ekleriz.

Casio Smartwatch - Akıllı Saat
Casio Smartwatch – Akıllı Saat

 

Yoksa bu BlackBerry'nin ilk Android telefonu mu?

Bir ay falan önce, BlackBerry’nin Android bir telefon üzerinde çalıştığı söylentileri vardı. Ee eğer “onları bitiremiyorsan, onlara katılacaksın”. Şimdi artık ilk Android telefonun neye benziyeceğine dair kabaca bir fikrimiz var.
Samsung S6’nın aksine BlackBerry nin iki yanı da eğimli gibi duruyor. Kod adı olarak da “Venice” (Venedik) kullanılacağı gelen söylentiler arasında. İşin güzel yanı bu söylenti güvenilebilecek bir kaynaktan gelmekte (aka evleaks).
blackberry_android_twitter
Aslında yakından bakıldığında silüeti BlackBerry’nin Mart ayındaki Dünya Mobil Kongresinde göstermiş olduğu telefona baya benziyor. Ancak bahsedilen cihazın kendi BB10 işletim sistemini çalıştırdığı da ortaya çıkmıştı.
blackberry_android_commercial
Peki ya bu fotoğrafta alt tarafta gözüken klavyeye ne demeli. İşte bu kısım biraz Android ihtimallerini azaltıyor. Eğimli yan kenarlara bir kaydırak klavye sıkıştırmak çok kolay gibi gözükmüyor. Bu sebeple en azından bu telefon için Android ihtimali az gibi duruyor.
Ancak Android ile kaydıraklı bir cihaz tasarlamak BlackBerry için iyi bir hamle olabilir.  Android pazarında büyük bir rant ve kapışma mevcut. Bununla birlikte fiziksel bir klavye olmayışı çoğu güncel telefon için eksik bir durum asılında.
Böyle bir cihaz eğer gerçekse BlackBerry’nin hücrelerine kadar işleyen yaşlı insan telefonu profilini biraz biraz ortadan kaldıracak gibi duruyor. Tabiki bir gecede Android pazarını eline geçirecek demiyoruz, ancak bu dünyaya adımlarını atmasını sağlayacaktır.

Be My Eyes Uygulaması

Akıllı telefonların ve bu akıllı telefonlara yüklenen akıllı uygulamaların hayatımıza girmesiyle çoğu şey değişti / güzelleşti / kolaylaştı.
İşte bunlardan benim en çok sevdiğim, takdir ettiğim ve duyunca çok sevindiğim Be My Eyes yani kısaca “Gözüm Ol” uygulaması.
Aslında bu sadece bir uygulama; bir tarafında görme engelli bir kullanıcı ve diğer tarafta ona yardımcı olmak isteyen bir gönüllü.
Uygulama Nasıl Çalışıyor?
Görme engelli kişi herhangi bir durumu (görmek) anlamak istediğinde uygulamadan istek gönderiyor. İsteği kabul eden bir gönüllü olduğunda ikili arasında görüntülü görüşme başlıyor. Görme engelli kişi dolapta içmek istediği sütün son kullanma tarihini öğrenmek isteyebilir. Bu durumda gönüllü kişi onu yönlendirerek telefon kamerasından sütü görüyor son kullanma tarihine bakıp ona iletiyor. Aslında gözlerin bir süreliğine senin gözlerin olmaktan çıkıp; görme engelli kişiye aydınlık oluyor.
Bu tarz uygulamaları gördükçe teknolojiyi daha çok sevmeye başlıyorum.
Uygulamayı anlatan video’ya da göz atabilirsiniz.
 

Be My Eyes
Be My Eyes

İstanbul E-Ticaret Zirvesi 2015 – 17 Ekim'de Dedeman Otel?de

I?stanbul E-Ticaret Zirvesi, Tu?rkiye?de e-ticaret giris?imcilerini destekleyerek pazara yeni u?ru?n ve servislerin sunulmasına imka?n sag?lamayı hedeflemekte ve bu sayede yenilik ve teknoloji alanında gelis?imsag?lamayı amac?lamaktadır.
Lupa MICE koordinato?rlu?g?u?nde her yıl du?zenlenen I?stanbul E-Ticaret Zirvesi; sekto?ru?nu?n o?ncu? firmalarının profesyonellerini, I?nternet Giris?imlerini, Melek Yatırımcıları, Akademisyenler ile Tu?rkiye genelinden e-ticarete ilgi duyan o?g?rencileri, mezunları tek bir c?atı altında toplayan, alanında yapılan en bu?yu?k organizasyonlar arasında yer almaktadır.
Gec?tig?imiz yıllarda zorlu giris?imcilik yolunda, giris?imcilerin hayallerini ve fikirlerini hayata gec?irme noktasında ihtiyac? duyulan birc?ok alanda bilginin paylas?ıldıg?ı zirvede, 3 senede 66 farklı firma sponsor olarak yer aldı. 350?den fazla firmadan 85 farklı u?niversiteden toplamda 1900 kis?ilik katılım sag?landı.
I?stanbul E-Ticaret Zirvesi, 17 Ekim 2015 tarihinde I?stanbul Dedeman Otel?de gerc?ekles?tirilecektir.
Detaylı Bilgi için: www.e-ticaretzirvesi.org adresini ziyaret edebilirsiniz.
İSTANBUL E-TİCARET ZİRVESİ 2015 / Zirve Programı
Konuşmacılarına linkinden bakabildiğiniz etkinliğin katılım ücreti aşağıda belirtildiği gibidir.
İSTANBUL E-TİCARET ZİRVESİ 2015 / Katılım Ücreti
Etkinliğin geçmişini öğrenmek, kimlerin katılabileceği, katılımın kazanımları-faydaları hakkında detaylı bilgi almak için pdf formatındaki tanıtım dosyasına bu linkten bakabilirsiniz.
İstanbul E-Ticaret Etkinliğine Kimler Katılıyor?

  • Ekosistem içerisine yeni girecek olan E-ticaret meraklıları
  • Hali hazırda çalışan bir e-ticaret sitesi sahipleri
  • Sektörün önde gelen büyük e-ticaret sitelerinin çalışanları
  • İnternet sektöründe başarılı girişimciler
  • Melek yatırımcılar ve yatırım fonları temsilcileri
  • Kargo firmaları ve çalışanları
  • Ödeme sistemleri firmaları ve çalışanları
  • Altyapı sağlayıcıları
  • İçerik yöneticileri
  • Dijital medya uzmanlarının katılımları ile zirvemizi gerçekleştiriyoruz.
  • Melek yatırımcılar ve yatırım fonları temsilcileri

Güney Kore merkezli teknoloji firmaları Samsung ve LG'yi bir araya getiren Teknoloji : 5G

Bizler henüz 4G teknolojisine alışamadan 5G teknolojisi uzaktan bizlere göz kırpmaya başladı. . .
5G teknolojisine kavuşmamıza belki seneler var ve hatta tarih vermek gerekirse 2019-2020 denilebilir. Bu yeni teknoloji ile ilgili Samsung’un çalışmaları biliniyor. Ancak alınan yeni bilgilere göre 5G teknolojisi ile tanışmamızın çok daha erken olabileceği sinyalini iki teknoloji devinin ortak hareket etme kararı vermiş durumda.
Güney Kore merkezli teknoloji devleri LG ve Samsung 5G teknolojisi ile iligili Ar-Ge süreçlerini hızlandırmak ve sektöre ciddi anlamda bir hareketlilik kazandırmak adına birlikte hareket etme kararı aldılar.
Ortak hareket etme kararının üst düzey yöneticiler tarafından da teyit edildiği ve bu doğrultuda çalışmalara zaman kaybetmeden başlanacağı belirtiliyor.
5G; henüz geliştirme aşamasında olan bir teknoloji ancak tamamlandığında getireceği yenilikler önem arz edecektir. Çünkü telefonlardaki uygulama yükleri artıyor ve artan veri nedeniyle veri aktarımında meydana gelen yavaşlamalar oluyor. Bu teknoloji ile birlikte en temelde bu iki konuda ciddi anlamda ilerleme kaydedilmesi bekleniyor.
Güney Kore’de faaliyet gösteren LG’nin operatör ayağı olan LG U+ bu süreçte Samsun ile ortak hareket edecek ve nihai sonuç iki firma tarafından birlikte açıklanacak.
Daha önce çeşitli konularda mahkemelik olan bu iki firmayı bir araya getiren teknolojinin gelişimini merakla takip ediyor olacağız.
 

Çin'in dev Şirketi Xiaomi Türkiye'ye Giriyor

Çinli Apple Türkiye’ye geliyor.
2010 yılında kurulan, Android işletim sistemli ilk akıllı telefon modelini 2011 Ağustos ayında pazara sunan, 2014 yılından toplamda 61 milyon telefon satarak dikkatleri üzerine çeken, 2015?in ilk çeyreğinde sattığı 34,7 milyon telefon ile Apple?ı geçen ve 2014 sonunda piyasa değeri 45 milyar doları bulan Çin’in dev şirketi Xiaomi Türkiye pazarına giriyor.
Milliyet gazetesinden Eylem Türk’ün haberine göre; Türkiye pazarına Hepsiburada.com üzerinden giriş yapacak olan Xiaomi?nin Türkiye pazarında bir distribütörle yoluna devam edeceği ancak sosyal medya faaliyetlerini bizzat kendisinin yürütmek istediği belirtiliyor. Hatta şirketin sosyal medya ekibini şimdiden kurmaya başladığı da verilen bilgiler arasında.
Akıllı telefon konusunda 2015 için hedef belirleyen şirket; Mi serisi akıllı telefonlarından yıl sonuna kadar 100 milyon adet satmayı hedefliyor. Çinli şirket her ne kadar akıllı telefonlarıyla bilinse de aksiyon kamerası ve akıllı bileklik de üretiyor.
Şirketin ürünleri ilgili kullanıcı yorumları genelde olumlu yönde ve fiyatları denk gelen telefonlara göre düşük. Türkiye’yi Avrupa’ya geçiş kapısı olarak görse de bu gelişin Türkiye pazarına renk katacağı kesin.
Xiaomi Aksiyon Kamerası

Windows 10 Ne Zaman ve Nasıl Kullanıcı Karşısına Çıkıyor?

Windows 10 Ne Zaman ve Nasıl bir test yönetimi ile kullanıcı karşısına çıkıyor?
Microsoft’un daha önce yaptığı açıklamalarda Windows İşletim Sisteminin yeni sürümü Windows 10‘ un 2015 yaz aylarında dağıtılacağı bildirilmişti. Son durumda tarih netleşmekle birlikte; yeni işletim sistemi herkese dağıtılamayacak, dalga dalga kullanıcılara sunulacak.
Yapılan açıklamada yı “Bizim gelişiminde önemli ilerlemelerle devam ettiğimiz Windows 10, bu yaz 111 dilde 190 ülkede kullanılabilir olacak.” cümlesi özetler nitelikte.
Yeni işletim sistemi 29 Temmuz 2015 tarihinde ilk olarak Windows Insider Beta  Testing programına dahil olan kullanıcılara sunulacak. Bu kullanıcılardan gelen geri beslemeler ve olası hatalara göre yeni aksiyonlar alınacak, sonra yavaş yavaş dağıtımına kontrollü bir şekilde başlanacak. (Hali hazırda programa dahil 3,7  kullanıcı yer almakta, 29 Temmuz’a kadar 5 milyon olması beklenmektedir. Bu durumda 5 milyon kişinin testinden sonra işletim sisteminin dağıtımına başlanacak.)
Windows 7 ve Windows 8 kullanıcıları 29 Temmuz tarihinde bilgisayarlarını açtıklarında sürpriz yaşayabilirler. Çünkü bu kullanıcılara yeni işletim sistemi bir sene boyunca bedava verilecek. Bu kullanıcılar bilgisayarı açtıklarında önlerine uyarı mesajı çıkacak ve isterlerse işletim sistemini Windows 10’a yükseltebilecekler.

Windows 10 Sürümüne Yükseltme
Windows 10 Sürümüne Yükseltme

Youtube IOS ve Android uygulamalarına 60fps vidyo yayını getiriyor

Geçtiğimiz aylarda Youtube masaüstü için 60fps vidyo yayınına başlamıştı,sonrasında canlı yayınlarda da 60fps desteğini vermeye başladı.
Artık 60fps özelliği Youtube’un diğer tüm platformlarında kullanılabilir durumda. Sırada mobil uygulamaları beklemekteydi zaten. Youtube hakkında konuşanların söylediğine göre şuan 60fps özelliği Apple TV, Play Station 3 ve Play Station 4 cihazlarında kullanılabilir durumda.
60fps vidyo ilk düşünüldüğünde sanki biraz gereksiz aşırı gibi gözükebilir ve hatta kimileri 30 veya 24fps i de tercih edebilir. Hatta kimileri çok profesyonel olmayan yapımlarda daha düşük fps in insanları daha çok mutlu edebileceğini düşünüyor (Örn : Hobbit). Ancak oyun severler 60fps olması konusunda heycan duymuyorlar değil. Zaten şuan ki oyun vidyoları bu büyük değere kolaylıkla uyum sağlayacağa benziyor.

Şuanda altyapısal olarak kameralar 60fps i desteklese de ticari yapımların 60fps e geçmesi yine de zaman alacağa benziyor.
2015 yılının başlarında Youtube 60fps ve 4K vidyo desteğini duyurmuştu. Ancak bu özellik sanki akıllı telefonlar için daha kolay uygulanabilir olacak gibi. Bu denli yüksek bir görüntü masaüstü bilgisayarların sınırlarını zorlayabilecekken, akıllı telefonlar için çok zor olmayacaktır.
 
Orjinal Yazı –> YouTube Brings 60fps Video Streams To Its Android And iOS Apps

Türkiye Merkezli Sosyal Alışveriş Girişimi LIVITOL Tasarımını Değiştirdi

2012 yılında “herhangi bir e-ticaret mağazasında satışı yapılan bir ürünün fiyatı değiştiğinde takipçisine haber veren sistem” sloganı ile yola çıkan fiyatdegisti.com ekibi; bu proje ile 2014 YILI ETOHUM 40 GİRİŞİMİ seçildikten sonra ana fikirden uzaklaşmadan projenin genel konseptinde değişikliğe giderek Mayıs 2014 yılında tamamen yenilenmiş bir proje ve yeni bir isimle sosyal alışveriş girişimi olarak LIVITOL ile yola devam ettiler.
Yayın hayatına başladıktan bu yana kullanım kolaylığını ön plana alan, kullanıcı dostu ve sadece bir dizayn için çalışan ekip, bu amaçla üçüncü kez tasarım değişikliğine gittiler.
Girişimin son durumu ile ilgili bilgi almak için Kurucu ortak Nadir Kırgız ile  yaptığımız görüşmede, kullanıcı dostu ve kullanımı kolay bir uygulama için yoğun çaba harcadıklarını ve içeriği tamamen üyeleri tarafından oluşturulmuş 1000+ liste, bu listelere eklenmiş 60.000+ ürün olduğunu, gün geçtikçe uygulamaya dahil olan kullanıcı sayısının arttığını ve eklenen ürünlerle birlikte en seçilmiş ürünlerin toplandığı bir platform haline geldiklerini belirttiler.
LIVITOL - Yeni Tasarım
Siteye üye olduktan sonra yirmi dört ayrı kategoriden liste oluşturabilir ve bu listelere dil bağımsız istediğiniz e-ticaret mağazasından ürün ekleyebilirsiniz. Mağazaları, üyeleri, listeleri, diğer kullanıcıların eklediği ürünleri takibe alabilirsiniz. Kendi zevkinize göre eklediğiniz ürünlerle liste tasarımı yapabilir listeyi yazılarla destekleyebilirsiniz.
LIVITOL - Liste Tasarlama
Yazımızın sonunda Kurucu Ortak Nadir Kırgız‘ın E-Tohum röportajına yer verip kendilerine bundan sonraki süreçte başarılar dileyelim.

Turkish Time Dergisi Temmuz 2014 sayısında Türkiye’de takip edilmesi gereken 100 Girişimi kapağına taşımış ve listede altıncı sırada LIVITOL’e yer vermişti.
LIVITOL - Logo

Pinterest Kendi Üzerinden Direk Satış İşlemine Başlıyor: E-Ticaret Dönüşümü

70 milyonu aşkın kişi tarafından kullanılan Pinterest; “kendini ifade etmekte” ve “anlaşılmakta zorlandığı” konuda ciddi bir atım atarak kendi sistemleri üzerinden satış işlemine başladılar.
Pinterest uzun zamandır Facebook, Twitter gibi sosyal bir ağ olarak reklam merkezli bir girişim olmadıklarını aksine ticaret odaklı olduklarını ve bu konudaki algıyı değiştirmek istediklerini her platformda dile getirmeye çalışıyorlardı.
EmTech Digital etkinliğinde konuşan Gelir Yaratmadan Sorumlu Genel Müdür Tim Kendall , Pinterest?in bir e-ticaret ağına dönüşme sürecinin siteye eklene ?Satın Al? tuşu ile başladığını resmen duyurmuş oldu.

Pinterest - Satın Alma Özelliği
Pinterest – Satın Alma Özelliği

Eski pin’leme mantığı olduğu gibi devam ederken, mavi renkle pin’lenen ve “Satın Al” butonu olan pin’ler satın alınabilir durumda. Bu yeni özellik şimdilik ABD?deki iPhone ve iPad kullanıcılarının deneyimine sunulmakla birlikte Android ve web uygulamalarında daha sonraki sürümlerde aktif olacağı gelen bilgiler arasında.
Satın Al‘ınacak ürünler için ödeme yöntemi olarak da; Apple Pay ya da Kredi Kartı ile ödeme seçenekleri mevcut, daha sonra farlı ödeme yöntemlerine gideceği de tahmin edilebilir.
Pinterest Apple Pay ve Kredi Kartı İle Ödeme Kabul Ediyor
Pinterest: Apple Pay ve Kredi Kartı İle Ödeme Kabul Ediyor

Pinterest’in “Satın Al – Buy It” projesi kapsamında Apple, Stripe, Braintree ve Shopify şirketleriyle işbirliğine girdiği ve satılacak ürünleri de Macy?s, Neiman Marcus, Nordstorm gibi perakendeciler ve Shopify mağazalarından tedarik edeceği belirtilen diğer ayrıntılar arasında.

30 Haziran 2015 – Tüm Dünyada Saatlere Bir Saniye Eklenecek

Uluslararası Dünya Rotasyon ve Referans Sistemi”  (International Earth Rotation Service IERS) daha önce yaptığı bilimsel açıklamalarla; Dünya’nın Güneş etrafındaki dönüşünün yavaşladığını ve buna bağlı olarak 1 saniyelik fazla bir zaman oluştuğunu belirtmişlerdi.  Bu fazla gelen saniyeyi dengelemek adına 2015 yılına 1 saniye ekleneceğini açıklamışlardı (Ertesi güne bir saniye geç gireceğiz). İşte 2015’in o günü 30 Haziran Çarşamba. Gece saatler 23:59:59′ gösterdiğinde bambaşka bir olay yaşanacak be saatler 23:59:60′ ı gösterdikten sonra 00:00:00 Perşembe gününe geçilecek. Bu fazla gelen saniyeye Artık Saniye (Leap Second) denilmektedir.
Bilindiği üzere ilk artık saniye 30 Haziran 1972‘de gerçekleşmişti.
Bu değişikliğin insan hayatı üzerinde direk bir etkisi olmasa da dijital dünyada, bilgisayar ve internet dünyasında kabusa sebep olabiliyor.
Atomik Saati  (:atomların rezonans frekanslarını sayarak zamanı ölçen bir saat çeşididir. 3 milyon yılda 1 saniye hata yapmalarının ihtimali sadece % 22,522’dir.) dijital bir şekilde yorumlayan internet devleri için durum sanıldığı kadar basit olmuyor. Çünkü zamana bir saniye eklemek aynı saniyenin tekrarı anlamına geliyor ve çoğu sistem rotasını kendi kendine bir şeyler yorumlayarak çıkardığından – sistemlerin çakılması anlamına gelebiliyor. Zira en son 2012 yılında bu sebeple çakılan siteler arasında Reddit, Foursquare, Yelp ve LinkedIn gibi önemli firmaların yer alması durumun ciddiyetini belirtiyor.
Bu durumları bir daha yaşamamak adına teknoloji devleri kendilerince yol haritası çıkarmaya çalışıyorlar. En son Google – hesaplama yapmış, 30 Haziran’a gelemeden sistemine sürekli milisaniyelik eklemeler yaparak tam da o günde düze çıkmayı planlamış durumda.
Artık Saniye durumunu yaşamaya 24 saatten az bir süre kaldı. Neler olacak merakla bekliyoruz.

Artık Saniye - Leap Second
Artık Saniye – Leap Second

 

Apple IOS 9 ile Gelecekler

Apple’ın yeni modeliyle birlikte çıkarmayı öngördüğü yeni işletim sistemi bir çok özellik ile dolu gibi gözüküyor. Ipad ler için geliştirilen yeni çoklu işlem özelliği kullanıcıları daha üretici yapacağa benziyor. Siri’yi daha da güçlendirme gibi başlıca düzenlemelerinin yanı sıra elbetteki pil kullanımını iyileştirme ve güvenlik düzenlemelerini de içereceğe benziyor.

IOS 9 Genel Yenilikler

IPAD için Ekran bölme

Ipad lere özel olarak geleceğe benzeyen bu özellik sayesinde ekran ikiye bölünerek çoklu işlem desteği verilecek gibi. Kimileri bu özelliğin Samsung tarafından uzunca zamandır kullanıldığını söylüyor. Bakalım IOS deneyimi ile Android deneyimi arasında neler fark edecek.
IOS 9 çoklu ekran desteği

Siri Güçlendirilmesi

Siri için sürekli olarak çalışan Apple, Siri’yi gün geçtikçe daha güçlü hale getiriyor gibi. bundan öncesinde Siri diğer ugulamalar ile çok fazla entegre değilken şimdi çok daha entegre olacak gibi. Bu entegrasyon hem sesli komutu işlemede hem gösterilen sonuçlarda karşımıza çıkacak gibi.

Android’den Taşınma

Apple bu güncelleme ile Android kullanıcılarından Apple’a geçmek isteyip de var olan verilerinin transferinden çekinen (veri kaybı) kullanıcılar için de bir uygulama hazırlayacağa benziyor. Bu sayede Android kullanıcıları hiçbir verisini kaybetmeden Apple cihazlara geçiş yapabilecek gibi duruyor.

Notlar

ios9_notlar_1
Bu versiyonda benim en çok ilgimi çeken güncelleme Notlar gibi gözüküyor. Şuana kadar notlar uygulaması çok g üçsüz sadece düz metin yazılabilen bir uygulamaydı. Yinede notlarımızı yazıyorduk ama çok çiğ kalıyordu. Microsoft’un OneNote uygulaması ile IOS’un Not uygulaması arasındaki uçurum çok fazlaydı. Ancak bu versiyonla çok daha güçlü bir Not uygulaması geleceğe benziyor.
 
 
 
 
Not uygulaması içerisine diğer uygulamalaios9_notlar_2r içerisinden aktarım yapılabileceği gibi (Örn: Safari), uygula kendi de başka uygulamalardan veri alabilecek gibi duruyor (Örn: Fotoğraflar). Tabi birde Paint gibi çizim desteği de geliyora benziyor.
 
 
 
 
 
 
 

Carplay

Bundan önce kablo ile bağlanılabilen Carplay özelliği artık kablosuz da bağlantıyı sağlayacak. Şuanda kısıtlı bir model aralığında olan Carplay uygulaması özellikle kablosuz desteğinin gelmesi ile ve üretici firmaların desteği ile yeni araçlarda artık standart olacağı gibi eski araçlarda bluetooth arayüzünün olduğunu düşünürsek var olan araçlara da güncelleme olarak gelecektir. Artık bu özelliğin yaygınlaşması ile multi medya araç sistemlerine çok gerek kalmayacak gibi. özellikle Navigasyon, radyo, müzik için Cd, Usb gibi donanımlara artık yakın tarihte ihtiyaç kalmayacak gibi.
ios9_carplay
 
 
Daha detaylı bilgiler için
Apple – IOS 9
Apple – CarPlay

FullContact İsimli Teknoloji Firması Tatile Giden Çalışanına 7.500 $ Para Veriyor

Denver merkezli Teknoloji firması FullContact ; çalışan memnuniyetinin en temel öncelik olduğundan hareketle tatile giden çalışanlarına 7.500 dolar (Yaklaşık 20.000 TL) para veriyor. Ve bunu çok ilginç sayılabilecek şartlarda veriyor.
Şartları : Tatile gideceksiniz, işten tamamiyle kopacaksınız ve kesinlikle ama kesinlikle tatilde iken çalışmayacaksınız, sosyal ağlarda takılmayacaksınız. Bu şartları Türkiye için düşündüğümüzde durum tam tersi aslında. (Tatilde, evde, yemekte, ziyarette sürekli telefonlar açık – mailler okunur durumda olmalı yoksa normal maaşınızı alamazsınız.)
Şirketin Genel Müdürü Bart Lorang kendi yayınladığı bir blog yazısında durumu açıklıyor ve tatilin nasıl güzel bir şekilde yaşanması gerektiğine dair güzel karelerle müjdesini renklendirmiş.

Bart Lorang
Bart Lorang – FullContact CEO

 
 

Facebook' tan Sayfa Yöneticilerine Güzel Haber – Video Tab

Facebook - Video Tab

Facebook’ta Ürün Yöneticisi olarak çalışan Anaid Gomez yayınladığı bir blog yazısı ile Facebook Sayfa Yöneticilerini sevindirecek yeni bir özelliği resmen duyurmuş oldu.
Facebook sayfalarının Admin  paneline “Video” adında yeni bir tab ekledi.
Facebook - Video Tab
Daha önce Facebook’ta herhangi bir sayfayı yönetenler Page Insight adı altında yayınlanan ve paylaşımlarla ilgili detaylı bilgi veren menüyü bilirler. Bu menüye eklenen bu yeni özellik ile paylaşılan videolarla ilgili aynı şekilde tüm istatistiki bilgilere sahip olabilecekler.

Facebook Video Tab
Facebook Video Tab

Facebook paylaşımları ile meşhur olduğu kadar paylaşımlarla ilgili sayfa yöneticilerine sunduğu detaylı bilgilerle de ön plana çıkmaktadır. Öyle ki; sayfa yöneticileri yayınladıkları bir paylaşım hakkında; kaç kişi gördü, kaç kişi paylaştı, kaç kişi beğendi, gören kişilerden kaçı organik yollardan geldi, kaçı verilen reklam ile geldi, görüntülemelerin ülkeye – cinsiyete – yaş grubuna göre dağılımı gibi ve çok daha fazla konuda bilgi vermektedir.
Facebook yöneticileri videoların büyük bir trafik sağladığını biliyorlardı ama bunu detaylı bir biçimde ölçümleyemiyorlardı. Tanıtılan yeni tab aslında bu bilgileri ölçümlemeyi sunabilmek adına atılan bir adım.
Yöneticiler paylaşılan videonun 30 saniye aralıklı (ya da kendi tanımladıkları aralık için) istatistiki bilgilerini alabilecekler. Videonun görüntülenme, izlenme sayısından en detay bilgisine kadar… Videoların otomatik mi açıldığı yoksa kullanıcının kendi mi tıklayıp açtığı bilgilerini, bunların kıyaslamasını da veriyor. Çünkü daha önce Facebook duyurduğu üzere paylaşılan videolar ekranda göründüğü anda otomatik oynamaya başlıyor.
Tüm istatistikler, yöneticilere Facebook ortamındaki etkinliklerini, genel paylaşım dağılımını verir. Yöneticiler de bu bilgilerden yola çıkarak geleceğe yönelik paylaşımlarını şekillendirebilirler.
Paylaşılan videoların etkisi tüm yöneticilerin malumu . Çok beğenilen bir video bir anda milyonlarca kişiye ulaşabildiği gerçeğinin farkındalar.